"Loneliness is pornography to them,
but to us it is an art.
They won't read your biography,
these men, they will only break your heart."

hush

bazen sen aklima geldiginde, “ask” degil canim, o cok buyuk kelime diyorum kendime. sonra bazen bu kadar heyecan, kalp atisi “ask” ile olmali diyorum.

sana bir asigim yaziyorum, sonra aylarca suskun kaliyorum kararsizligimla, ne yapabilecegimi bilemedigimden. o kendi hayatini yasiyor, mutlu, ben kendi hayatimi yasiyorum, mutluyum diye dusunuyorum. unutuyorum. gercekten, unutuyorum. sonra karsima ufacik bir sey cikiyor, bir koku, bir sarki, bir yer, bir fotograf, bir ani. karsima ufacik bir “sen” cikiyor, gulumsuyorum. oyle icimi isitan bir gulumseme ki, yine senle doluyorum.

bazen niye senden hoslandigima dair en ufak bir neden bulamazken, bazen dur durak bilmeden aklima binlerce detay, minik jestler, kultur parcaciklari, paylasimlar geliyor. hosuma gitmeyen noktalari da hatirliyorum tabii, gercekligi elden birakmamak lazim. ama iste ask bir dengesizlik isi, ve dengeye donusen bir sevgi sensiz olmaz.

babe, I’m gonna leave you.

Saniyorum ki yaratilisimda sevginin dozu bir tik fazla kacmis. Secici degilim, herkesi, her seyi seviyorum desem, o da degil. Hem seciyorum, hem de itinayla yanlisi seciyorum her seferinde. Kime gore yanlis? O apayri bir tartisma konusu olurdu tabii, ama bana dogru gelmedigine gore gerisinin ne onemi var, degil mi?

Cok mu risk averse olmaya basladim da, hep bir sekilde tanidik oldugum seylerden hoslaniyorum artik, yoksa dunya mi cok kucuk minik? O ufacik tesaduflerin insanin bir an icin butun dengesini bozabilmesinin adil oldugunu dusunmuyorum.

Insanlarin hoslanmak dedigine begenmek, ask dedigine hoslanmak diyorum. Benim ask dedigim seyin tanimini ise henuz tanidigim biri yapmadi. “Neden?” diye soruyorlar daha cok, “Onu bu mutlu edecek.” diye cevapliyorum. Halbuki ne kadar bencil ve simarik oldugumu dusunurdum hep, tek cocuktum, herkesten once ben mutlu olmaliydim, benim mutluluguma giden yolda her sey mubahti. Buyudukce farkettim ki baskasinin mutsuzlugu pahasina mutlu olamiyorum, ote yandan baskasi mutsuz olmasin derken de icten ice canim aciyor.

Bir yandan surekli kendi hareketlerimi, baskalarinin duygularini goz onune alarak, kontrol ederken, bir yandan da dayanamadigim noktada oyle bir hareket yapiyorum ki toparlamasi imkansizlasiyor. Belki insanin aslinda zaten kendini ne kadar kotu hissettigini bildigim icin baskalarini neredeyse hic yargilamiyorum - dusene bir tekme de ben vurmayayim mantigiyla. 

Herkes benim gibi davransa sonuclari hic hos olmaz biliyorum. Taze ogrenilen bilgilerle desteklemek gerekirse, Kantian bakis acisiyla hic etik degilim bir kere. Icimde bir yerde, gercekten, en cok neyi ve kimi istedigimi biliyorum ama ne yazik ki benim isteklerim cevreme gore bir utopyadan ibaret. Zaten bu cakisma da ozunde herkesi kendim gibi sanma yanilgimdan kaynaklaniyor, bu da isin ironik kismi. Cunku bu acidan baktigimda da, herkes benim gibi dusunse dunya daha guzel bir yer olabilir diyorum.

Kisacasi, icim disim conflictlerle ve kararsizliklarla doldu bir kez daha. Neyse ki, sevgiyle beraber bir iki tik da ekstra guc denk gelmis de, her seye ragmen devam edebiliyorum.

Cheers!